25 Kasım 2012 Pazar

a lunatic praise to madness

delilik aklın saf halidir, mantıktan, kurallardan, ahlaktan, duvarlardan sıyrılmış. manen özgürlüğe ve yaratıma en açık halidir düşüncenin. gerçek yaratım ancak zincirlerinden kurtulabildiğinde mümkün olur ve ilham kendi matematiğini yaratır. özgür bir zihin ile kurallar göz ardı edilerek yaratılan eser zaten evrensel estetik kurallarını yeniden belirler ve ilham kaynağı olur. gerçekliğin sıradanlığından kopuş yaratıcılığın gideceği yolu açar. "öz"e en yakın olunan durumdur delilik, çünkü başka zihinlerce oluşturulmuş tabuların ve kuralların etkisinden arınmıştır. sadece kendi gerçekliği ve yasaları geçerlidir bu durumda. kurallarını zihnin kendisinin koymadığı bir oyunda ancak figüran olabilir ilham. ne kadar sıradışı ve ne kadar pervasız ise fikir, o kadar deliliğin eseridir işte. normal sıkıcıdır, anormal ise heyecanlı.

yaklaşmayı bir deneyin hele deliliğe, ne kadar yakınsanız o kadar özgür hissettiğinizi -hatta hiç bu kadar özgür hissetmediğinizi- anlarsınız o zaman. deliliğe yaklaştıkça algı değişir, yorum değişir. algı değiştiği zaman aklın içinde bulunduğu evren değişir. akıl kendi kurallarını kendi koymaya başlar ve kendi gerçekliğini yaratır. mutlak gerçeklikten bahsedemeyeceğimiz konusunda bir kuşkumuz yok zaten. yarattığı gerçeklik içerisinde yaratım imkanı sınırsızdır, akıl artık kendi evreninin tanrısıdır ve her şeye hükmeder. işte bu şartlar altında öz'de ne varsa katıksız çıkar ortaya, en özgün biçimiyle, su katılmamış düşünce. kendini bundan daha iyi ifade edemez birey, daha pervasızca savuramaz hislerini.

zaman algısı da kırılır delilikle. sonsuz yaşam mümkün olur. düşüncede zaman yoktur, sonsuz farklılıkta gerçeklikler mümkündür. istediği evrende istediği hissi yaşar bilinç. zamanı yan cebine koyar, misketlerinin yanına. ve istediğince yüksek ağaçlara tırmanır, koşar rüzgarı yüzünde hissederek, ve asla durmaz içinden gelmedikçe.

mutlu şizofrenlerin dünyasında dans etmek gibisi yok!!