zamanın dilsiz soğukluğu yalayıp geçerken,
gerçek dediğimiz şeyleri,
kelimeler anlamsızlaştırdı ölümün gerçekliğini,
ama hafifletmedi gözyaşlarının kurduğu tarihten ağır köprüyü.
kör bir adamın hatıraları kadar soluk,
bir o kadar canlı ve gerçek hatırlayabildiğim yüzün,
sokak mahkemende carmıha gerildiğimde,
belki de son günüydü güzün.
takvim o günü bir kez gösterdi,
koparılan yaprağı dikemedi en yaman terzi,
damarlarımdan usulca boşalırken yaşadığım ve gördüğüm,
dumana ve gizeme bulanmıştı o kadının izi.
her an farkında olamadık "an"ın eşsizliğinin,
bahşiş niyetine verdik yıllarımızı,
ölümü denklemin neresine koyarsak koyalım,
hep bozdu,
bir türlü tutturamadık doğru ritmi...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder