yapmak ya da olmak istediğim hiç bir şey. vakit geçsin yeter. hiç kimse olmak istemiyorum. hiç bir önemi yok. beni neyin mutlu edeceğini de bilmiyorum. sadece ihtimaller denizinde yelkensiz sürükleniyorum. alkol, sigara, kadınlar ve müzik sadece günü kurtarıyor. (anlamsız bir bekleyiş benimkisi)
zaman bazen çok hızlı, bazen de duracak kadar yavaş. ama asla durmayacak. son günüme, ne zaman geleceğini bilmediğim son günüme doğru yuvarlanıyorum sadece. belki de en büyük erdem bu. zamana karşı koyamayacağımı kabullenmek. çabalamaktan vazgeçip, akıp gitmesine izin vermek. nehrin kenarında oturup izler gibi, sadece neler olduğunu izlemek. biraz daha fazla içerek, biraz daha fazla düşünerek, biraz daha fazla bekleyerek. "gerçeği kabullenmek"-"olduğu gibi".
hepimiz öleceğiz (sapına kadar gerçek olduğunu hepimiz bilsek de bir gün kendinin öleceği gerçeğini söylemek egosunun suratında nasıl da patlıyor ama insanın.) ve uzaydaki her şey gibi parçalanıp biteceğiz. ne için uğraşıp duruyoruz ki? bize asıl acı veren de bu zaten, anlamlandırma çabamız. görmezden gelerek sadece kendimizi kandırıyoruz. ama biz farkında olanlar için durum çok farklı. biz farkındayız ve boş vermişliğimiz de bunda. karşı koymayışımızda. pes etmek değil bu, cesur olup kabullenmek sadece. tüm gözlükleri atıp gerçeğin en çıplak ve yalın haliyle yüzleşmek.
hepsi bu işte...
bu konu hakkında sabaha kadar konuşabilitem var benim. eminim.
YanıtlaSil